Menu

76. Madde Kapsamında Yapılan Atamalar Kamu Zararı Oluşturmaktadır

 
 
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 3. maddesinde; “Liyakat: Devlet kamu hizmetleri görevlerine girmeyi, sınıflar içinde ilerleme ve yükselmeyi, görevin sona erdirilmesini liyakat sistemine dayandırmak ve bu sistemin eşit imkanlarla uygulanmasında Devlet memurlarını güvenliğe sahip kılmaktır.” biçiminde tanımlanmıştır.
 
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 76. maddesinde yer alan “Kurumlar, görev ve unvan eşitliği gözetmeden kazanılmış hak aylık dereceleriyle memurları bulundukları kadro derecelerine eşit veya 68 inci maddedeki esaslar çerçevesinde daha üst, kurum içinde aynı veya başka yerlerdeki diğer kadrolara naklen atayabilirler.” hükmünün, Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Genel Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği 19.04.1999 tarihinden itibaren, Yönetmelik kapsamında kalan müdür ve daha alt görevlere yapılacak görevde yükselme mahiyetindeki asaleten atamalarda doğrudan uygulanma imkanı kalmamıştır. Nitekim Yönetmelik kapsamındaki çoğu kurum bahsi geçen Yönetmelik hükümlerine göre atama yaparken Milli Eğitim Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatında özellikle müdür ve şube müdürü kadrosuna yazılı ve sözlü sınav yapmaksızın atamalar yapmıştır. Mülakat sınavlarının tartışıldığı sırada yazılı sınav yapılmadan atama yapılması ve daha önce yapılan atamaların yargı kararlarına rağmen iptal edilmemesi manidardır.
 
Bilindiği üzere; iptal davaları, idari işlemlerin hukuka aykırılığı iddiası ile açılan davalardır. İptal davalarının sonucunda mahkeme, idari işlemin hukuka aykırı olduğuna karar verirse, idari işlemi iptal eder. İdari işlemin iptal edilmesi halinde, bu işlem ortadan kalkar ve idari işlemle elde edilen sonuçlar ortadan kaldırılır. Bu bağlamda idari yargıda iptal kararları Anayasa Mahkemesi kararlarının aksine geriye yürür ve yapılan işlem hiç yapılmamış gibi sonuç doğurur ve bütün yapılan işlemleri (atama ve ödemeler gibi) ortadan kaldırır.
 
Anayasamızın 138. maddesinde açıkça hükme bağlandığı üzere; “…Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.” 
Anayasa Mahkemesinin de kararlarında belirtildiği üzere hukuka aykırı olarak yapılmış işlemlerden dolayı kazanılmış hak iddiasında da bulunulamaz, sadece hukuka uygun işlemler neticesinde kazanılmış hak elde edilebilir. Anayasa Mahkemesi 25.02.1986 tarih ve E:1985/1, K:1986/4 sayılı Kararında "yasalara aykırı durumlara dayanılarak kazanılmış hak iddiasında bulunulmayacağını" ifade edilmiştir. 
 
Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 22.12.1973 tarih ve Esas No:1968/8, Karar No:1973/14 sayılı Kararında; 
1- İdarenin, hatalı terfi veya intibak işlemine dayanarak ödediği meblâğın geri alınmasında, bir mahkeme kararma lüzum olmadan karar verebileceğine, 
2- İdarenin, yokluk, açık hata, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerinde, süre aranmaksızın kanunsuz terfi veya intibaka dayanarak ödediği meblağı her zaman geri alabileceğine,
Karar verilmiştir. Ayrıca idarenin hatalı işlemini her zaman geri alabilmesi mümkündür ve emsal yargı kararları vardır.
Sayıştay’ında görevde yükselme sınavına girilmeden yapılan atamalar sonucu yapılan ödemelerin kamu zararı olduğuna ilişkin çok sayıda kararı bulunmaktadır.   
 
Görevde yükselme sınavına girip başarılı olmadan müdürlük ve şube müdürlüğüne yapılan atamalar kamu zararına neden olduğu gibi birilerine de menfaat sağlandığı için ceza hukuku anlamında da suç oluşturur.
Milli Eğitim Bakanlığının görevde yükselme sınavına tabi personellerin atanmasına ilişkin idari yargı kararlarını uygulamadığı gibi kararları uygulamamak adına başka işlemler tesis ettiği, yargı kararlarını uygulamadan önce müdürlere emekliliği önerdiği, haksız menfaat elde etmelerinin devamını sağlama çabası içine girdiği görülmektedir.
 
Yerleşmiş Danıştay kararları ve İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28. maddesi uyarınca idare mahkemesi kararının 30 gün içinde “aynen” ve “gecikmeksizin” uygulanması gerekmektedir.
Yargıtay Ceza Genel Kurul kararlarında da vurgulandığı üzere mahkeme kararını uygulamamak suretiyle oluşan keyfi davranış görevin kötüye kullanılması suçunu oluşturduğu gibi aynı zamanda hukuki açıdan da tazminat sorumluluğu doğurmakta, ayrıca disiplin yönünden de yaptırım gerektirdiği açık olduğundan kararı uygulamayan kamu görevlilerinin yargılanmaları gerekmektedir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 2'nci maddesinde; Türkiye Cumhuriyetinin hukuk devleti olduğu vurgulanmakta, 138'nci maddesinin son fıkrasında ise; "yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır, bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez." yolunda kesin ve emredici bir kurala yer verilmektedir.
 
Sonuç olarak idare bir bütün olup, yukarıda ayrıntılı olarak belirttiğimiz mevzuat hükümleri ve yargı kararları doğrultusunda Milli Eğitim Bakanlığının mahkeme kararlarını geciktirmeksizin uygulaması, davası süren veya dava edilmeyen benzer hukuka aykırı atamalar var ise ‘idarenin hatalı işlemini her zaman geri alabileceği’ ilkesi kapsamında geri alması, Sayıştay’ın denetimlerinde gerekli hassasiyeti göstererek kamu zararı tespiti yapması ve sorumlular hakkında gerekli suç duyurularında bulunması, Hazine ve Maliye Bakanlığının maaşların, emekli ikramiyesi ve emekli maaşlarının tahakkukunda gerekli hassasiyeti göstermesi, Sosyal Güvenlik Kurumunun emekli maaşı ve emekli ikramiyesi hesaplamalarında bu hususu dikkate alarak usulüne uygun atama yapılıp yapılmadığını teyit ederek emekli aylığı bağlaması ve ikramiye ödemesi sağlanmalıdır. Aksi durum bu süreçte yer alan herkes için mali ve cezai sorumluluk doğurabilir.
 
 
Emir KAZAK
Genel Başkan
 
 
 
 
 
 
 
 
 


Bu sayfa 782 kez ziyaret edilmiştir.