PCR Testi Zorunlu Olamaz.!
PCR testi, vücuda ağızdan ve burundan bir cisim sokularak yapılan tıbbi bir test olduğu için vücut dokunulmazlığını ihlal eden bir işlemdir. Bir hastalığın var olup olmadığını saptamak için yapılan işleme, teşhis denilir. Teşhis işlemi, hekimler için gerek vekâlet gerekse hekimlik mesleğinin icrasından kaynaklanan yükümlülüklerinden biridir. Bir yükümlülük olan teşhis işlemi hukuki olarak tıbbi bir müdahâledir. Bu tanımların ortak özelliği teşhis kavramını doğrudan ya da dolaylı olarak tıbbi müdahâle kavramını açıklarken kullanmalarıdır.
Türkiye’de, “Biyoloji ve Tıbbın Uygulanması Bakımından İnsan Hakları ve İnsan Haysiyetinin Korunması Sözleşmesi”ni (İnsan Hakları ve Biyotıp Sözleşmesi), 5013 sayılı “Biyoloji ve Tıbbın Uygulanması Bakımından İnsan Hakları ve İnsan Haysiyetinin Korunması Sözleşmesi: İnsan Hakları ve Biyotıp Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun” ile; 03/12/2003 tarihinde kabul edilmiştir. İnsan haysiyeti ve kişiliğini korumaya yönelik olan Biyotıp Sözleşmesi’nin 2. maddesi insanın önceliğini esas almakta ve “İnsanın menfaatleri ve refahı, bilim veya toplumun menfaatlerinin üstünde tutulacaktır.” emri vermektedir. Dolayısıyla insanın kendi menfaatleri, örneğin, insan sağlığı, toplumun genel menfaatlerinin üstünde tutulacaktır. Uluslararası Sözleşme’nin 4. maddesi, yapılacak müdahâlelerin standardını da belirleyerek, “Araştırma dâhil, sağlık alanında herhangi bir müdahâlenin, ilgili meslekî yükümlülükler ve standartlara uygun olarak yapılması gerekir.” normu içermektedir.
Biyotıp Sözleşmesi’nin 5. maddesinde ise müdahâlelerin ancak özgür iradeye dayanabileceği belirtmektedir: “Sağlık alanında herhangi bir müdahâle, ilgili kişinin bu müdahâleye özgürce ve bilgilendirilmiş bir şekilde muvafakat etmesinden sonra yapılabilir. Bu kişiye, önceden, müdahâlenin amacı ve niteliği ile sonuçları ve tehlikeleri hakkında
uygun bilgiler verilecektir. İlgili kişi, muvafakatini her zaman, serbestçe geri alabilir.” Bununla birlikte, kişinin kendi geleceğini belirleme hakkı üzerinde tasarrufta bulunması anlamına gelen rızada bulunma hakkı, belirli koşullarda sınırlandırılabilmektedir.
Sözleşme’nin “Hakların kullanılmasının kısıtlanması” başlıklı 26. maddesine göre “Bu Sözleşme’de yer alan haklar ve koruyucu hükümlerin kullanılmasında, kamu güvenliği, suçun önlenmesi, kamu sağlığının korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için kanun tarafından öngörülen ve demokratik bir toplumda gerekli olanlardan başka kısıtlama konulmayacaktır.” hükmü yer alır. Şu halde ölümle sonuçlanma oranı yüksek bir salgın hastalıkla mücadele, kamu sağlığının ve başkalarının haklarının korunması için gerekli olduğundan, bu madde kapsamında kanun tarafından öngörülme ve demokratik bir toplumda gerekli olma koşullarına uyularak sınırlandırılabilecektir.
“Temel hak ve hürriyetlerin niteliği” başlıklı 1982 Anayasası’nın 12. maddesi “Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir. Temel hak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva eder.” hükmü öngörmektedir. Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması koşullarını norma bağlayan 13. madde ise, “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasa’nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasa’nın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyet’in gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” emri getirmektedir. Bu norm ile Biyotıp Sözleşmesi arasında ortak olan husus, kanun eliyle sınırlandırma (yasallık) emri ve demokratik toplum düzeninin gerekleri olup, bunların yanında, Anayasa’nın sözüne ve ruhuna aykırı olmama, laik Cumhuriyet’in gereklerine ve ölçülülük ilkesine uygun olma koşulları ayrıca anılmaktadır.
Tüm bunlara ek olarak Biyotıp Sözleşmesi ile uyum içerisinde olan “Kişinin dokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı” başlıklı 17. Maddeye göre “Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir. Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı hâller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz. Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.” . Bu doğrultuda kimseye kanunda yazılı hâller dışında rızası hilâfında (aykırı) tıbbi bir müdahâlede bulunulamayacaktır.
Liyakat-Sen Genel Merkez Yönetimi
Bu sayfa 5226 kez ziyaret edilmiştir.