Atatürkçü Düşüncenin ahlaki temelleri
Yirmibirinci yüzyılın ilk çeyreğini geride bırakmaya bir kaç gün kaldı. Haber bültenlerinde karşılaştığımız sosyal çürüme alametleri zirve yapmış durumda. Türk ulusunun alabildiğine yozlaşmaya devam eden erdem değer dengesinin yeniden tesisi için; toplumsal olarak hızla uzaklaştığımız Kemalist ahlak anlayışına geri dönüp, Atatürkçülük ahlakına sıkı sıkıya sarılmayı çözüm önerisi olarak sunuyorum. Söz konusu Kemalist ahlak anlayışını yeniden yeşertmek için biz eğitimcilere büyük işler düşmekte. Bu minvalde Cumhuriyetimizin gelecek nesillerini yetişme mirasını bıraktığı biz öğretmenlere tarihi bir sorumluluk yüklemektedir.
Kemalizm, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu ideolojisi olarak yalnızca siyasal bir reform hareketi değil, aynı zamanda ahlaki bir dönüşüm projesidir. Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde şekillenen bu düşünce sistemi, bireyin ve toplumun etik gelişimini merkeze alır. Kemalizm’in ahlaki temelleri, hem bireysel erdemleri hem de toplumsal sorumluluğu önceleyen bir anlayışa dayanır.
1. Akılcılık ve Bilimsellik: Ahlaki Bir Yükümlülük
Kemalizm’in en belirgin ahlaki ilkesi akılcılıktır. Atatürk, “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir” diyerek bireyin dogmalardan arınmış, sorgulayıcı bir zihne sahip olmasını ahlaki bir gereklilik olarak görmüştür. Bu yaklaşım, bireyin kendi yaşamını ve toplumunu akıl yoluyla iyileştirme sorumluluğunu yükler. Bilimsel düşünce, bireyin hem kendine hem de topluma karşı dürüst ve sorumlu olmasını sağlar
2. Halkçılık: Eşitlik ve Toplumsal Adalet
Kemalizm’in halkçılık ilkesi, ahlaki eşitlik anlayışına dayanır. Her bireyin doğuştan eşit haklara sahip olduğu fikri, toplumsal adaletin temelidir. Bu ilke, sınıf ayrımlarını reddeder ve yurttaşlar arasında dayanışmayı teşvik eder. Halkçılık, bireyin yalnızca kendi çıkarını değil, toplumun refahını da gözetmesini ahlaki bir yükümlülük haline getirir.
3. Laiklik: Vicdan Özgürlüğü ve Ahlaki Özerklik
Laiklik, Kemalizm’in ahlaki temellerinden biridir çünkü bireyin vicdan özgürlüğünü garanti altına alır. Din ve devlet işlerinin ayrılması, bireyin inançlarını özgürce yaşamasını ve başkalarının inançlarına saygı göstermesini sağlar. Bu, ahlaki özerkliğin ve hoşgörünün temelidir. Laiklik, bireyin kendi etik değerlerini akıl ve vicdan süzgecinden geçirerek oluşturmasını teşvik eder.
4. İnkılapçılık ve Erdemli Değişim
Kemalizm’in inkılapçılık ilkesi, durağanlığa karşı bir ahlaki duruştur. Toplumun ve bireyin sürekli olarak daha iyiye evrilmesi gerektiği fikri, ahlaki gelişimin de sürekliliğini ifade eder. Bu ilke, bireyin değişime açık, öğrenmeye istekli ve yeniliklere karşı cesur olmasını erdemli bir tutum olarak tanımlar.
5. Yurttaşlık Bilinci ve Sorumluluk
Kemalist ahlak anlayışında birey, yalnızca haklara değil, aynı zamanda sorumluluklara da sahiptir. “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesi, bireyin barışçıl bir yaşamı öncelemesini ve toplumsal uyumu gözetmesini öğütler. Yurttaşlık, sadece bir statü değil; aktif katılım, eleştirel düşünce ve kamu yararına hizmet etme sorumluluğudur.
Kemalizm’in Ahlakı, Çağdaş Bir Toplumun Temelidir
Kemalizm’in ahlaki temelleri, bireyin özgür, akılcı, eşitlikçi ve sorumlu bir yurttaş olarak yetişmesini hedefler. Bu değerler, yalnızca Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda değil, çağdaşlaşma sürecinde de yol gösterici olmuştur. Kemalist ahlak, bireyin kendini ve toplumunu dönüştürme gücüne olan inancı besler; bu yönüyle evrensel bir etik vizyon sunar.
Serdar GÜNDÜZ / Liyakat-Sen Genel Sekreteri
Bu sayfa 20 kez ziyaret edilmiştir.